Ana Sayfa
02 Ocak 2018 ( 244 izlenme )
Reklamlar

Devamını oku

Halil İbrahim

Birbirine çok bağlı 2 kardeş varmış. Büyük olanın ismi Halil, küçük olanın ise İbrahim’miş. Halil evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmış. İbrahim ise daha bekarmış. İki kardeşin bir tarlaları varmış. Eker biçer, ne mahsul çıkar ise aralarında pay ederlermiş. Bununla geçinip giden iki kardeş yine harmanlamışlar buğdaylarını ve ikiye ayırmışlar. Sıra gelmiş taşımaya. Halil kardeşine ben gidip çuvalları getireyim sen burada buğdayı bekle demiş. Tamam abi demiş İbrahim, Halil gitmiş çuvalları getirmeye. Abisi gittikten sonra İbrahim düşünmeye başlamış. O evli ve çocuk sahibi, daha çok buğdaya ihtiyacı var. Buğdayından bir miktar katmış abisinin payına. Halil çıkagelmiş hadi demiş önce sen taşı ambara. Peki abi demiş İbrahim, kendi yığıntısından bir çuval sırtlayıp düşmüş yola. İbrahim gidince bu sefer Halil düşünmeye başlamış…

Çok şükür ben düzenimi kurdum, karım ve çocuğum var. Fakat İbrahim hala bekar. Onun daha çok çalışıp, para biriktirip, ev kurması gerekli. Kendi payından bir kaç kürek atmaya başlamış, kardeşinin buğday birikintisine. Velhasıl, biri gittiğinde öbürü, kendi payından atmış diğerininkine. Bu durum böylece sürüp gitmiş fakat ikisininde birbirinden haberi yokmuş. Vakit geçmiş akşam olmuş ve karanlık çökmüş. Görmüşler ki taşı taşı bitmiyor buğdayları. Bitmeyi bırak azalmıyor bile…

Allahu teâlâ bu hallerini çok beğenmiş ve buğdaylarına öyle bir bereket vermiş ki; abi kardeş günlerce taşıdıkları halde bitirememiş buğdayı. Şaşıp kalmışlar bu işe, buğdayları azalmak yerine çoğalmaya başlamış. Dolmuş taşmış ambarları. Bugün bereket denilince bu iki kardeş gelir akla. Bu bereketin adı ise; “Halil İbrahim Bereketi’dir.

Allah (Celle Celâluhü) bu hikayeyi okuyan herkese (Halil İbrahim Bereketi) versin inşallah.

(ÂMÎN)

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kebapçının pazarlama stratejisi Devamını oku (Münir Özkul’un bilinmeyen hikayesi) Devamını oku Devamını oku